Message Icon
Çalışma Saatleri
Pazartesi - Cumartesi: 10:00 - 20:00
Phone Icon
Telefon
+90 212 325 75 35

Evlilik dışı İlişkiler, Psikanaliz ve Sosyal Medya1

 Melike Kayhan, Psikanalist 

Psikanalistler ve psikoterapistler, danışanlarının ve analizanlarının erotik hayatlarını, evlilik öncesi ve evlilik dışı ilişkilerini anlamlandırmaya ve analiz etmeye çok fazla zaman ve emek harcasalar da, psikanalitik literatürde bu konuyla ilgili çok fazla bulgu yer almamaktadır. Sosyal medya ve birçok mecraada dolanan spekülatif bilgiler ise okuyucuda içgörü geliştirmek bir yana konuya dair daha önyargılı olmasına neden olmakta. Hepimiz hayatımızda illa ki evlilik dışı (aldatma) ilişkilere ya maruz kalıyoruz, ya duyuyoruz ya da şahit oluyoruz. Aldatma olgusu hepimizde bir merak uyandırmakla kalmıyor, ayrıca sebeplerini idrak etmekte güçlük çekiyoruz ve de buna yeltenenleri olumsuz bir yerden eleştiriyoruz. Alanda bu konuda çok fazla kişi ile çalışmış bir psikanalist olarak, ben bu eleştirinin aldatan kişide ve bizim üzerimizde baskı oluşturduğuna ve yapıcı bir davranış değişikliğine yardımcı olmadığına inanıyorum. 

Alışageldiğimiz geleneksel evlilik ve ilişkilerin yapısı ve evlilik öncesi cinsel deneyimler 2000’li yıllar itibariyle birçok dönüşüme uğradı. Evlilik öncesinde partnerlerin birlikte yaşamaları ve cinsel ilişkiyi deneyimlemeleri artık toplumda daha yaygın ve kabul görür oldu. İngiltere’de edindiğim yirmi yıllık klinik ve kültürel deneyimlerim ile Türkiye’deki 10 senelik psikanaliz pratiğim birleştiğinde, iki ülkeyi daha rahat kıyaslama imkanım oldu. Eş değiştirme (swinging ya da switching) ve grup seks olguları, İngiltere kadar çok olmasa da Türkiye’de çalıştğım çiftlerde de artık görülüyor. Psikanalitik çift terapisi yaptığım çiftlerde, partnerlerin evlilik öncesi ve evlilik dışı cinsel ilişki deneyimleri bir yandan kendilerine duydukları öz saygı ve güveni artırıp olumlu bir etki sağlarken, diğer yandan da partnerlerde güvensizlik ve değersizlik duygularının ortaya çıkmasına sebep olup ilişkilerde olumsuz yönde etkiye neden oluyor.  

Psikanaliz, ortaya çıktığı tarihten beri, insan davranışlarının tam anlaşılabilip değerlendirilmesi için kapsamlı bir psikolojik analize ihtiyaç duyulduğunu savunur. Eğer psikanalizde analizanın kişisel tarihi, kişiliğinin yapısal bileşenleri, bilinçdışı dinamikleri, insan ilişkileri, düşlemleri ve daha birçok çeşitli ruhsal kompleks yönleri ele alınmazsa, davranışlarının anlamı sadece speküle edilebilir. Klinik deneyimlerimden öğrendiğim kadarıyla söyleyebilirim ki, evlilik dışı ilişkiler sadece ne hastalıklı, nevrotik veya düşmanca ne de sağlıklı ve uyumlu olarak değerlendirilebilir. Aldatma, her ilişkide farklı bir bilinçdışı anlama sahiptir. Analiz sürecinde bir davranışı doğru ya da yanlış olarak değerlendirmeden önce, bunun bilinçdışı anlamını inceleriz. 

Daha önce yazımın başında da belirttiğim üzere, çift terapisi için gelen evli ya da evli olmayan çiftlerin en temel başvuru sebeplerinin ‘aldatma’ olduğunu görüyorum. Bu aldatmaların çoğu ise Instagram, Twitter, Facebook ve çeşitli tanışma siteleri aracılığıyla tanışılan kişilerle gerçekleşiyor. Bu kişiler eskiden bilinen, iletişimde olunan kişiler olabildiği gibi yeni birileri de olabiliyor. Günümüz evliliklerini zorlaştıran en önemli faktörlerden birinin bu olduğunu düşünüyorum. Sosyal medya ve internet bize yeni, kolay ve heyecanlı ilişkiler kurabilme seçeneğini sunuyor. Evli çiftler narsisizmlerini, egolarını (grandiosity) ve erotik açlıklarını uyaran ve doyuran pek çok içeriğe ve kanala maruz kalıyor. Bunun yanında, ‘açık evlilikler’, ‘swinging’, ‘switching’ ve diğer heyecan uyandıran alternatif cinsel deneyimlere ve sosyal medya aracılığıyla bunları paylaşan kişilere de ulaşmak oldukça yaygınlaştı. 

Evli çiftlerin tecrübe edebildiği geciktirilmiş haz duygusu, birbirini yargılama ve bıktırıcı günlük rutinlerin karşısında, evlilik dışı ‘yasak ilişkinin’ getirdiği heyecan, narsisistik haz ve hayranlık duyulma ihtiyaçlarının larşılanmasının cazibesi güçlü bir şekilde durmaktadır. Yasak ilişki libidinal (cinsel enerji) haz duygusunu tatmin etse de kişide bilinçdışı çatışmaya da neden olur. Bizi ‘yargılayan ego’muz ve bilinçdışı -yani farkında olmadığımız- motivasyonumuz bilinçte çatışma yaratır. Bu da beraberinde suçluluğu ve kendini affettirme isteği olarak ortaya çıkar. Bu suçluluk ve affettirme isteği, terapiye başvuran çoğu çiftin temel motivasyonudur. Çoğu zaman aldatan partner, eşinde yol açtığı travmatik deneyimi kendi sorumluluğu olarak görür ve terapistten bu hasarın onarılmasını talep eder.

Burada, aldatmayla bağlantılı olduğunu düşündüğüm bazı major temalardan ve buna dair bilinçdışı çatışma kaynaklarından bahsetmek istiyorum. Her ne kadar aldatmayla bağlantılı olan bilinçdışı sebepler her çift için farklı ve özgün olsa da aşağıda belirttiğim temaların en sık tekrar edenler olduğunu düşünüyorum. Bunları anlamak, aldatma vakalarına farklı bir bakış açısı getirmeyi sağlayabilir.

Bazı evliliklerde görülen problemlerden biri, partnerlerin tümgüçlü (omnipotent) anne ya da baba arayışında ensest tabusuyla karşılaşmasıdır. Kişinin, partnerini ebeveyn rolüne bürünüp empati gösteren, anlayan, seven, rahatlatan ve besleyen olduğu durumlarda partneri bilinçdışında kişiyi anne ya da baba yerine koyabilir. Böylece evlilikteki cinsellik ensestiyöz yani ‘yasak’ olarak algılanabilir. Bu durumda kişide eşini cinsel olarak arzulamak bilinç düzeyinde huzursuzluk yaratır ve cinsel isteksizlik hissedilir. Cinsel ihtiyaçlar evlilik dışı ilişkilerde karşılanmaya çalışılabilir.

Enses tabusuyla alakalı olarak, ebeveyniyle çatışmalı ve baskıcı bir ilişki kurmuş olan kişi, ebeveyn rolüne bürünen eşiyle bu çatışmayı sürdürür ve baskıya karşı mücadeler eder. Çoğu kişi evlilik hayatına, çocukluğundan gelen ‘psikolojik bağlanma’ problemlerini ve özellikle ebeveynleriyle bağlanmada yaşadığı sorunları taşır. Tıpkı ebeveynleriyle deneyimlediği gibi, ihtiyaç duyduğu ilgi ve sevgi ödülünü almak için eşini memnun etmeye çalışır. Fakat hak ettiği ödülü alamadığını ya da partnere karşı sevgiye muhtaç, bağımlı ve güçsüz hissettiğinde, otonomisine ket vurulduğunu hisseden bir ergen gibi anne ya da baba figürüne karşı misilleme yapabilir. Bu misilleme, ebeveyn figürüne karşı bilinçdışı çatışmanın eşin aldatılması aracılığıyla eyleme geçmesiyle sonuçlanır. Bu kişiler asi davranışları sebebiyle hissettikleri suçluluk duygusundan kurtulmak için, farkında olmadan (bilinçdışında) eşlerinin, suçlarını yakalayıp kendilerinin cezalandırılmalarına neden olur. 

Türkiye’de sıkça yaşanan ilişki biçimlerinden olan ‘simbiyotik birliktelik’, partnerlerin adeta bir elmanın yarısı gibi birbirlerine bağımlı yaşamaları olarak adlandırılabilir. Bu çiftler her şeyi birlikte yaparlar, kendilik algıları ve kimlikleri narindir; bu sebeple duygusal olarak ayrışamadıklarında birbirlerini domine ve kontrol etmeye başlarlar. Birbirlerinden sürekli olarak talep ettikleri ilgi çatışma yaratır. İlgisizlik ve eleştiriye karşı hassas olan bu kişiler, evliliklerinde küçümsendiklerini ve hakarete uğradıklarını hissetmeye başlarlar. Bu simbiyotik bağı elimine etmek ve otonomiyi güçlendirmenin bir yolu da evlilik dışı ilişkiye başvurmak olur. Ancak ne olursa olsun partnere duyulan ‘bağımlı’ olma halinden kurtulunamaz ve asi bir ergen gibi suç itiraf edilerek anne/partnerden af beklenir.

Her ne kadar her iki cinsiyete dair özelliklere aktif ya da pasif olarak sahip olsak da, bazılarımızda bu çatışma daha fazladır ve evlilik hayatında ‘evlilik dışı’ ilişkilerle ortaya çıkabilir. Biseksüel çatışma yaşayan kişi çoğu kez iki partnere ihtiyaç duyar; örnek vermek gerekirse, bir partnerle olan ilişkisinde daha maskülen diğerinde daha feminen ya da birinde daha dominant diğerinde daha pasif bir rol alabilir.

Kısaca özetlemek gerekirse eşini “ensestiyöz kişi” ya da “cezalandırıcı superego” figürü olarak deneyimleyen; “biseksüel çatışma” yaşayan ya da “simbiyotik bağı” koparmaya çalışan kişiler bu bilinçdışı çatışmalarını evlilik dışı ilişki yaşayarak dışsallaştırmış olurlar. Her ne kadar bu yazıyı çift terapisine gelen çiftler üzerine yazsam da, umuyorum ki bu yazıyla birlikte bahsi geçen ilişki dinamiklerini anlamaya yönelik bir kapı açılmıştır. 

Melike Kayhan

Psikanalist, Psikoterapist, Aile ve Çift Terapisti 

Tel:

+90 212 325 75 35 

+90 532 153 43 69

E-mail: facetofaceterapi@gmail.com

X